HIKAYE BOLUMU

Eglenelim birazda degilmi? Fikralar. Komik resimler. Karikaturler.. Hikayeler. Guzel Yazilar.

Moderatör: sansli

Forum kuralları
Konulari uygun basliklar altinda yayinlamaya ozen gosterelim. Ornek =Fikra ise fikrada Siirse siir bolumunde
Kullanıcı avatarı
zeyna_m
NT1
NT1
Mesajlar: 83
Kayıt: 20 Eki 2007, 08:59

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen zeyna_m » 29 Şub 2008, 21:05

Teşekkürederim burcu...
Valla ben buralardayım ama bir türlü vakit olmuyor doğru düzgün pek giremiyorum nete hatırlanmakta gzl saol ;)
Resim

Resim

Kullanıcı avatarı
sinoeko
Mezun-BE
Mezun-BE
Mesajlar: 140
Kayıt: 30 Oca 2008, 00:17

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen sinoeko » 09 Mar 2008, 21:10

EVLÄ°LÄ°K AÄžACI

Yeni evli bir çift vardı.
Evliliklerinin daha ilk aylarında,
bu işin hiç de hayal ettikleri gibi
olmadığını anlayıvermişlerdi.

Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi.
Son zamanlarda o kadar sık olmasa da,
evlenmeden önce sık sık birbirlerini
çok sevdiklerine dair ne kadar da
dil dökmüşlerdi.

Ama şimdilerde, küçük bir söz,
ufak bir hadise aralarında orta çaplı
bir kavganın çıkasına yetiyordu.

Bir akÅŸam oturup iliÅŸkilerini
gözden geçirmeye karar verdiler.
Her ikisi de, boşanmayı
istememekle beraber, işlerin böyle
gitmeyeceğinin farkındaydılar.

Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi.
"Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer
bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım.
Kurumaz da büyürse bunu bir daha
aklımızdan geçirmeyelim.
Bu süre içinde de
ayrı ayrı odalarda kalalım."

Bu ilginç fikir
hanımının da hoşuna gitti.
Ertesi gün gidip
bir meyve fidanı aldılar ve
birlikte bahçeye diktiler.
Aradan bir ay geçti.
Bir gece bahçede karşılatılar.
Her ikisinin de elinde
içi su dolu birer bidon vardı.
>>Sino = Eko<<

Geluk
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 979
Kayıt: 16 Eki 2007, 13:32
Turkiye_Sehir: yozgat-kayseri-tekirdag-trabzon
Yabanci_Ulke: hollanda-breda

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen Geluk » 09 Mar 2008, 23:16

:ugeek: cok guzel ve anlamli bi hikaye
eline saglik arkadasim

kolay gele

Kullanıcı avatarı
zeyna_m
NT1
NT1
Mesajlar: 83
Kayıt: 20 Eki 2007, 08:59

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen zeyna_m » 15 Mar 2008, 21:11

Bir aşk böyle bir şüphe içersinde olabilirmi?
Bu aşkmı yoksa başka bir şeymi beni aydınlatırsanız sevinirim..
zeyna_m


Adam genç eşini çok seviyor,bir o kadarda kıskanıyordu öyleki iş yerinde yemek verildiği halde,her öğlen o uzun yola rağmen evine gidiyor,eşiyle birlikte yemek yiyordu.Kadın, eşinin sadece yemek yemek için geldiğini düşünüyordu.Bilmediği bir şey vardı eşi kendisini kontrol ediyordu.Bu bilinmeyenle uzun süre birlikte yediler yemeklerini taa ki adam gelipte eşini evde bulamayana kadar.

Kapıyı açıp seslendi eşine ses yok...Odaları gezdi bir bir...yok...yok...yok...Telefona sarıldı hemen.Kapalıydı kadının telefonu.İrkildi birden."korktuğum başıma geldi kesin aldatıyor beni" diye düşündü.........Tanıdığı herkesi aradı ailesi,arkadaşları,aile dostları,komşuları hiç kimse görmemişti kadını saatler geçiyor kadından ses çıkmıyordu.Akşam oldu adam evin içinde ümitsiz ve karışmış düşüncelerle dönüp duruyordu.Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte adam kararını vermişti boşanacaktı avukat arkadaşına giderek dava açtırdı.Kesin aldatmıştı kocasını ve dönmeye yüzü yoktu artık herşey bitmişti.
Eve dönünce eşine ait ne varsa attı resimleri yırttı,elbiselerini yaktı,takılarını karşılıksız verdi bir eskiciye geriye sadece bir sevgililer günü kartı kalmıştı." hep seninim...hep senin kalacağım..."yazıyordu üzerinde.adam nefretle bakarak duvara astı kartı uzun uzun baktı elinde tuttuğu içki kadehini sıktığının farkında bile değildi.Elleri kan içinde kalmıştı ama o görmüyordu bile.
Telefonun sesini duyduğunda ancak farketti elinin acıdığını ve kan içinde kaldığını açtı telefonu

ADAM __ buyrun dedi adam
TELEFONDAKİ __ iyi günler beyfendi ........ beylerin evimi?
ADAM __ buyrun benim
TELEFONDAKİ __ ben ........... hastanesinden arıyorum iki gün önce yaralı bir bayan getirdiler hastanemize henüz bugün kendine gelebildi sizin isminizi öğrenebildik hemen gelebilirmisiniz?

Adam yığıldı olduğu yere yanlış duymuş olabilirmiydi."kesin sevgilisi dövdü" dedi içinden gitmekle gitmemek arasında bocaladı birden sonra "gidip yüzüne tükürmeliyim"diye düşündü.Fırlayıp çıktı sokağa attığı adımların sesini duyuyordu sadece koştu,koştu...Hastaneye ulaştığında nefesi tıkanmıştı danışmadan eşinin kaldığı odanın numarasını öğrendi artık biliyorduki anlatılan doğruydu eşi yaralıydı ama neden?merdivenleri nasıl çıktığını hatırlamıyordu.Kapıya geldiğinde doktorları gördü.Kendisini tanıttı ve eşini görmek istediğini söyledi.Doktorlardan birisi başını öne eğdi "başınız sağolsun eşinizi kurtaramadık dedi adam aldatılmışlığın acısıylamı yoksa sevdiği içinmi bilinmez, bakamadı eşinin yüzüne son kez cenaze işlemlerini bile eşinin ailesine bıraktı.

Aradan 10 gün geçmişti adam iyiden iyiye yıpranmış,çökmüş,sanki hayattan elini eteğini çekmişti devamlı duvarda asılı duran karta bakıyordu o arada kapı çaldı.Genç bir kurye,büyük bir paket bıraktı kapının önüne.Gülümseyerek "doğum gününüz kutlu olsun efendim eşiniz 10 gün önce ayırdı hediyenizi ve bugün için size teslim etmemizi tembihledi.Çok şanslısınız beyfendi dedi ve çıkıp gitti ne yapmalıydı bilmiyordu adam.Açtı kutuyu elleri titreyerek bir kazak vardı en üstte "çok beğenmiştin bu tazağı ama bana elbise alabilmek için vazgeçmiştin bundan güle güle kullan aşkım" yazılı bir kağıt iliştirilmişti bir paket daha vardı kutuda açtı...saatti bu.Yine bir yazı. "eve geleceğin zamanlar,geç kaldığın her dakika ölüm gibiydi.Umarım artık geç kalmazsın" en alttada bir kart vardı.Sanki sonunu biliyormuş gibiydi yazdıkları "son olacak belki belkide hep yanında,hep birlikte kutlayacağız.Bizli nice yıllara aşkım"

Genç kadın,eşi için seçtiği hediyeleri,doğum gününde teslim edilmek üzere bırakmıştı mağazaya dönüşte şarjı bittiği için telefonu kapanmıştı.Yolun karşısındaki kulübeden eşini aramak istemişti merak etmesin diye ama hızla gelen arabayı farkedememişti...
Resim

Resim

gokkusagı
Mezun-NL
Mezun-NL
Mesajlar: 214
Kayıt: 30 Kas 2007, 09:50
Turkiye_Sehir: Kayseri
Yabanci_Ulke: Hollanda-Eindhoven

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen gokkusagı » 16 Mar 2008, 10:22

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.
İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye...
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.
Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.
Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

Bu hıkaye varmıs zaten goremedım arkadaslar,ıkı kere oldu kusura bakmayın..
En son gokkusagı tarafından 16 Mar 2008, 10:28 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

gokkusagı
Mezun-NL
Mezun-NL
Mesajlar: 214
Kayıt: 30 Kas 2007, 09:50
Turkiye_Sehir: Kayseri
Yabanci_Ulke: Hollanda-Eindhoven

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen gokkusagı » 16 Mar 2008, 10:26

en güzeli
senin kadar sevilmedi
kimler geldi
kimler geçti
Var mıydı senden güzeli? “Köftenin yanına soğan ister misiniz abla?” diye soran kebapçı garsonunun gözlerindeki hayranlık neyin şahidiydi? Senin güzelliğinin mi?
“Ayna ayna, güzel ayna, söyle bana! Şu ağlayan adamın sevdiği en güzel kadın kimdi bu dünyada?
Ayna dile gelir her sabah bir banyo buğusunun ardında. Elimi uzatır adını yazarım parmağımla “Ebru”.
Nasıl da gururlanırdım seninle ve senin gibi bir kadının seçimi olduğum için kendimle.
En güzeli kimdi?
bilmem ki bu akÅŸam
sen de bir hoÅŸ musun
içmeden hatıralardan
sarhoÅŸ musun?
Bu akşam yitik bir coğrafyanın yitik çocuğuyum. Sensiz bir zaman, ömrün tortusu mu?
Bak bak, ellerime bak.
Şiirlerini küçük tebrik kartlarına yazıp zarfa koyardım. Sonra adresini yazardım. Sayın Ebru. Banyo aynasının önüne koyardım sen uyanmadan. Tek bir ülkemiz vardı o zamanlar. Tek bir başkenti olan tek bir ülke. Tek bir insanın oturduğu tek bir başkenti olan tek bir ülke.
Benim tek ülkem sendim.
Bütün zarfların üstünde tek adres: Sayın Ebru. Koşarak gelmeni beklerdim papatya adımlarıyla. Elinde şiirin, yüzünde sevincin. Nasıl da sarılırdın bana. Saçının kokusu hep bir anne adıydı. Hep bir anne adı.
ellerin sanki bak
hala ellerimde
yanıyor duyuyor musun?
Sanki hala bakışın aynada, sesin uslu bir kedi yavrusu misali bir köşede. Ne diyorsun? Ne? Bir gün gururla dolanacaksın şu sokaklarda. Dünya ayaklarının dibinde olacak. Yok, yok, yok... Tanrı ile pazarlığa oturmuştum. “Ey tanrım! Bu ay yüzlü kadının Tanrısı. Al her şeyi benden. Sadece bir tek ülke ver bana. Tek bir insanın oturduğu tek bir başkenti olan tek bir ülke.”
Ellerin yanıyor mu sahi? Ben bir külüm artık. Külün yangını olmaz ki...

dostlar seni söylüyor
sahi mutsuz musun
bu yolda dönüş yok
sen bilmiyor musun
Sana aldığım sarı papatyaları özenle saran çiçekçi, sabah kahvaltısı için ay çöreği aldığımız pastanenin satıcısı, içinden geçtiğim park, içinden geçtiğim ağaçlar, bütün dostlar, bütün zaman, bütün benler ve bir şairin tüm kafiyesi seni söylüyor.
O nerede?
Sahi mutsuz musun? Ben mutsuz değilim çünkü senden sonra ben artık kendimin sürgünündeyim. İsimsiz bir ülkenin yitik coğrafyasıyım. Çölden genişçe kutuplardan beyaz. Kendi coğrafyamın kayboluşuyum. Artık mutsuz bile değilim.

her şey gönlünce olmaz
demiÅŸtim sana
kaderden kaçılmaz
görüyorsun
Nasıl yalvarırdım Tanrıma senin için. “Allahım, şu kadınla bir ömür ver, şu anla ölüm arasında. Şu kadın kapasın gözlerimi. En son gördüğüm onun yüzü olsun şu dünyada. Sonra gözümü açayım cennete. Bir cennetten bir cennete ey rabb-ül alemin!”
kimler geldi
hayatımdan kimler geçti
hiç birisi
hasretini gidermedi
en güzeli
senin kadar sevilmedi
kimler geldi
kimler geçti
Senin ülkenden sonra kaç coğrafyada sürgündüm bilmezsin. Kimler geldi ıssızlığımdan, kimler geçti zamansızlığımdan. Bir bilsen bu yetimlik, o kadınları üvey anne elleri, o soğuk coğrafyaların ruh üşümesi.
Hiç bilemezsin. Hiç biri hasretini gidermedi. Sürgündüm hep kendime.
Ben dururdum kendimde, kadınlar gelir geçerdi üvey anne elleriyle.
Hiç birisi senin kadar güzel değildi.
Hiç biri senin kadar ben değildi.

korkma bu akÅŸam gelip
çalmam kapını
başkası paylaşıyor
alın yazını
ben sensiz yaşıyorum
yasak aşkını
söylüyorum şarkını
Gelemem yanına. Sen yoksun bu ıssız coğrafyada. Ben sensizim. Sensiz ben de artık bensiz. Kopkoyu bir boşlukta yönsüz hüzün.

kimler geldi

Kullanıcı avatarı
sinoeko
Mezun-BE
Mezun-BE
Mesajlar: 140
Kayıt: 30 Oca 2008, 00:17

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen sinoeko » 16 Mar 2008, 10:29

BABAMI Ä°STÄ°YORUM


Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki
çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.
Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para
kazanıyorsun" diye sordu... Zaten yorgun gelen
adam, "Bu senin iÅŸin deÄŸil" diye cevap verdi.
Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek
istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek
istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun
üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç
verir misin" diye sordu. Adam iyice sinirlenip,
"Benim senin saçma oyuncaklarına veya
benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi,
derhal odana git ve kapını kapat" dedi.
Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.
Adam sinirli sinirli "Bu çocuk nasıl böyle şeylere
cesaret eder." diye düşündü. Aradan bir saat
geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve
çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını
düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"...
Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı...
Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye
sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi...
"Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana
az önce sert davrandığım için üzgünüm.
Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi...
Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler
babacığım"... Hemen yastığının altından
diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın
suratına baktı ve yavaşça paraları saydı.
Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran
olduÄŸu halde neden benden para istiyorsun?...
Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak
vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı
ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde
mahcup bir gülücükle paraları
babasına uzattı; "İşte 20 milyon...
Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?..."
>>Sino = Eko<<

gokkusagı
Mezun-NL
Mezun-NL
Mesajlar: 214
Kayıt: 30 Kas 2007, 09:50
Turkiye_Sehir: Kayseri
Yabanci_Ulke: Hollanda-Eindhoven

Re: HIKAYE BOLUMU

Mesaj gönderen gokkusagı » 16 Mar 2008, 10:43

GERÇEK BİR OLAY

Her genç kızın hayali olan şeydi onunda hayali ve gerçekleşmek üzereydi. Sevdiğiyle güzel bir düğünle evlenip mutluluğun koynuna yerleşecekti. Her hazırlığı tamamladılar ailecek. Ve düğün günü geldi çattı.
Tatlı bir telaş sardı herkesi.Ve tatlı, mutlu bir koşturmaca. her düğün evinde olan bir zamansızlık, zamanın yetmemesi en büyük sorun adeta. Artık son hazırlıklar ve mutlu son olucaktı.
Gelin olucak ağzı kulaklarındaki genç kız kuaför faslına başlamak için kuaföre gitti. Ama bir sorun ardı. Gerçi onun için sorun değildi ama, etrafındaki herkes şikayet ediyordu.genç kızın, genç gelin adayının saçları çok kısaydı. Ve herkes, annesi, arkadaşları, hala, dayı, teyze,amca kızları, yengeleri, yani onunla kuaförde olan herkes gelin duvağının böyle kısa saçlarla hiç güzel durmayacağını söyleyip duruyorlardı. kuafördeki peruklardan birini takması için ısrar ediyorlardı. Ama genç kız perukla çok sıkılacağını düşündüğü için takmak istemiyordu. Sonunda herkesin ısrarına dayanamayıp kabul etti.
Ve kuaför özenle gelin başını yaptı. Harika olmuştu. Kendide aynadaki aksini çok beğendi.İyiki kabul etmişim demekten alamadı kendini.
Kuaförden sonra fotoğraf stüdyosundaydı sıra. Resimler çekilirken ara ara sıkılır gibi oldu.Güzel olmasına güzeldi ama bu peruk çok sıkmıştı onu daralıyordu boğulacak gibi oluyordu. Yanındakilere söyledi hatta "çok sıkıldım şu peruktan" diye. Ama herkes itiraz ediyordu daha sıkıldım derdemez. Çünkü artık çok geçti. Gelin olmuştu ve salona gitmeleri gerekiyordu.Saçını bozamazlardı.
Ama o dayanamıyordu hatta gözleri bile kararıyordu sanki.
Salona doğru hareket ettiler.o süslü gelin arabasındaydı.Ama hiç birşey ona zevk vermiyordu. en mutlu gününü yaşayamıyordu.çok sıkılmıştı çok.Kendine nasılda kızıyordu.Sanki hiç kısa saçlı gelin yoktu. Ne diye kabul etmişti şu peruk işini.
Neyse ki salona vardılar.Biraz daha sıkıcaktı artık dişlerini.Eninde sonunda kurtulacaktı peruk illetinden.Önce gelin odasına alındı gelin ve damat. Sonra sıraları geldi ve davetlilerin arasına katılmak için çağrıldılar.İkiside üstüne başına son birkez baktı.Birbirlerini şöyle bir süzdüler ve elele, kolkola girip yürümeye başladılar.
O an gelinin gözleri tekrar karardı" bayılıcam galiba" diye düşündü.Müstakbel eşinin koluna sıkıca sarıldı. Ve yanındaki annesine anne bu peruk beni çok sıktı artık daynamıyorum dedi. tam alkışlar arasında salona girdiklerindeyse oracığa düştü bayıldı.
Anne feryat figan bağırmaya başladı. Herkes yanlarına geldi. Gelinin peruktan çok sıkıldığını bildikleri için ilk iş peruğu çıkarmaya çalıştılar.
Zorda olsa başardılar peruğu çıkarmayı.Herkesin gözü peruğa kötü kötü bakıyordu keşke ısrar etmeseydik der gibi.
O anda bütün bakışlar donup kaldı. Peruğun içinden kocaman bir akrep çıkıyordu... Genç, güzel, mutlu gelin bayılmamış ÖLMÜŞTÜ.
BU GELÄ°NÄ°N VE TÃœM ALLAHIN RAHMETÄ°NE KAVUÅžANLARIN MEKANLARI CENNET OLSUN...

Cevapla

“Eglenelim, Gulelim ve Stres Atalim” sayfasına dön